Haberler
SEMİNER SONUÇ METNİ 15/16 ARALIK 2016 İSTANBUL

 YAZILIM SEKTÖRÜNDE TELİF HAKLARININ KORUNMASI ve GELİŞTİRİLMESİ SEMİNERİ SONUÇ METNİ

15/16 ARALIK 2016 İSTANBUL

 

Bu seminer, Kültür Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü ve BİYESAM birlikteliği ile düzenlenmiştir. Seminere yazılım sektörü firmalardan, derneklerden, vakıflardan, hukukçulardan (hâkim, avukat), akademisyenlerden, TPE’den temsilciler katılmış ve yazılım telif hakları ile ilgili fikirler paylaşılmıştır. Tekrarlarının daha sık düzenlenmesi gerektiğine inandığımız 2 günlük seminer, yararlı ve verimli geçmiştir. Sonucuna dair görüşler ise gerekçeleri ile birlikte şunlardır;

1.      Yazılım üreticilerinin meslek birliğine üye olma zorunluluğunun getirilmesi

 

2.      İsteğe bağlı olan ürün kayıt ve tescilinin zorunlu hale getirilmesi

 

3.      Yeni yasa değişikliği yapılana kadar, isteğe bağlı kayıt ve tescil yapanlardan Meslek Birliği üyelik kaydı ve Meslek Birliğinden yazı istenmelidir.

 

Maddeler birbirleri ile ilintili olduğu için bu maddelere dair ortak gerekçeler:

·        05.12.1951 ve 5846 nolu kanun ile bu kanunun dayanak teşkil ettiği 10.03.1999 tarih ve 99/12574 nolu “Fikir ve Sanat eserleri Sahipleri İle Bağlantılı hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük” o günün ekonomik ve teknolojik şartları dikkate alınarak düzenlendiğinden günümüz için yetersiz kalmaktadır.

 

·        Bugünün şartlarına uymadığı gibi hazırlandığı tarihte de oldukça ağırlıklı olarak kitap, şiir, şarkı, film gibi gerçek kişilerin meydana getirdiği eserler dikkate alınmıştır.

 

·        “Madde 10 – Tüzükte öngörülen nitelikleri taşıyan herkes birliğe üye olabilir. Üyeler, Tüzüğün 13. ve 14. maddelerinde öngörülen kısıtlamalar dışında eşit haklara sahiptirler. Hiç kimse bir birliğe üye olmaya veya birlikte üye kalmaya zorlanamaz. Tüzelkişilerin üye olabilmeleri, Türk yasalarına göre kurulmuş olmaları koşuluna bağlıdır. Aynı alandaki her eser türü için bir tek meslek birliğine üye olunur. Eser sahipleri, icracı sanatçılar, ses taşıyıcısı yapımcıları ve radyo–televizyon kuruluşları (Ek ibare: 13/8/2002-2002/4683 K.) ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcılar yarattıkları, icra ettikleri veya yapımcılığını üstlendikleri eser çeşitleri bakımından farklı birliklere üye olabilirler.

Üyeler, genel kurulca belirlenen giriş ödentisini ve yıllık ödentiyi ödemekle yükümlüdürler.”

Tüzükten alınan bu maddeden görüleceği üzere yine, yukarıda sözünü ettiğimiz yazılım ürünleri dışındaki eser sahipleri düşünülmüştür. Evet, bu yönüyle zorunluluk, kişisel hakları kısıtlayıcı olarak değerlendirilebilir. Ancak bunlar tamamen özgün eserlerdir. Bir kitabın, şiirin, müzik eserinin standardı olamaz, kalitesi ölçülemez, rekabeti düşünülemez. Hâlbuki ülke ekonomisini güçlendirmek, ihracatı artırmak, yerelde ve dünyada rekabet edebilmek için yazılım ürünlerine yönelik standartlar oluşturmak, kaliteyi artırmak mümkün ve kaçınılmazdır.

 

·        Yazılım sektörünün, çağımızda ve gelecekte ekonomin lokomotifi olacak kadar güce sahip olduğu açıkça görülen/bilinen bir gerçektir. Ülkemizde, üye olma zorunluluğu getirilen birçok meslek birliği varken, sektör kuruluşlarının meslek birliğine üye olma zorunluluğunun getirilmemesi ülke adına büyük kayıplara neden olmaktadır.

 

 

·        Bugün itibarı ile tek olan BİYESAM Meslek Birliği’ne kayıtlı üye sayısı 463, aidatlarını ödeyen üye sayısı ise ortalama yıllık firma sayısı 50 dir. Bu üzücü verilerin yanı sıra ne yazık ki bırakın sektördeki ürün envanterini, fiili olarak faaliyet gösteren sektör firmalarının sayıları dahi net olarak bilinmemektedir. Ancak, NACE 62 grup kodundan yararlanarak GİB’den alınan 2014 yılına ait veri grafiği aşağıdadır.

 

·        Telif haklarının düzenlenmesi için 1800’lü yılların sonunda birkaç ülke ile başlayan Bern sözleşmesi, daha sonra başka ülkelerin de katılımı ile geliştirilmiştir. Bu sözleşmenin temelinde düzenlemenin nasıl olamayacağının temel maddelerini belirtir ancak ülkeleri diğer konularda serbest bırakır. Bu zorunlulukların getirilmesi için Bern Sözleşmesinde aykırı bir madde bulunmamaktadır. Daha sonra Avrupa Birliği müktesebatında yine benzer durumda olup, temel hususlar dışında ülkelerin kendi iç hukuk düzenlemesini yapmaları konusunda kısıtlama yoktur.

 

·        BİYESAM, belirlediği bir çözüm ortağı ile “e-Saklama ve Kod Emanetçiliği (Escrow)” projesi geliştirmiştir. Zorunluluğun getirilmesi ile ülkemizde üretilmiş tüm yazılımların kayıt ve tescil altına alınması sağlanacak, sağlıklı bir envanter oluşmasının önü açılacaktır.

 

·        Seminerde, zorunluluğun getirilmesi ile birlikte yaptırımların ne olacağı da tartışılmıştır. Yazılım ürünleri, adı geçen diğer eserlerdeki gibi statik bir yapıya sahip değildir. Sürekli güncellenerek yeni sürümlerin oluşturulduğu dinamik ürünlerdir. O nedenle bandrol uygulaması rafta satılan paket ürünler dışındakiler için geçerli olmayacaktır. Tespiti halinde maddi bir ceza maddesi düşünülebilir. Gerek bandrol gerekse maddi ceza uygulamalarının yeterince önleyici olamayacağı görülebilmektedir. Mevcutta, diğer ürünler için bandrol uygulaması olduğu halde kopya ve lisansız kullanımın önüne geçilememiştir. Yazılım ürünleri için yaptırım ise gelirleri artırabile esasına dayanacaktır. Şöyle ki,

 

1.     Kayıt ve tescil ile birlikte ürünler bir veritabanı ile ilişkilendirilebilir.

2.     Veritabanında sadece ürünün kimlik bilgileri dışında, yazılım dili, kullandığı standartlar, içerdiği modüller vb bilgilerle bir kaynakça oluşturulabilir.

3.     Böylece, kamu kuruluşları, ticari işletmeler, şahıslar her hangi bir alan için üretilmiş yazılımlara, saydığımız özellikleri ile birlikte erişebilmiş olacaklardır. Oradaki seçimde ise ürünün içeriği, kalite ve standartları en büyük tercih nedeni olacaktır.

4.     Yeni bir ürün hazırlamak isteyen şahıs ya da firmalar için de çok yararlı bir kaynak olacaktır. O alanda üretilmiş bir yazılımın var olup olmadığını görecek, birikimini, emeğini, zamanını, potansiyelini bunun için harcamayacak ya da var olanları yeterli görmeyip kendi projesini geliştirmeye karar verebilecektir.

 

5.     Böyle bir kaynağa sahip olunmadığı için ülke çapında maddi/manevi yönden kaynaklar heba olmakta, standartlar yükseltilememekte, rekabet gücü artırılamamaktadır.

6.     Bir örnek vermek gerekirse, GİB’in getirdiği e-Fatura, e-Defter, e-Arşiv uygulama zorunluluğu doğrudan yazılım firmalarına yönelik olmadığı halde 58 adet firma standartlarını artırarak Entegratör olmuşlardır. Bununla da kalmayıp, diğer ilgili birçok yazılım firması da ürünlerine web-services teknolojisini ekleyerek entegratör firmaların çözüm ortakları olmuştur.

7.     Yukarıda sözü edilen, “e-Saklama ve Kod Emanetçiliği (Escrow)” projesi de bir entegratör firması ile kolayca çözüme kavuşturulmuştur.

8.     Özetle, yazılım üreticileri, bir yaptırım olmasa bile tanınır olmak ve gelirlerini artırabilmek için havuzda yer almak isteyeceklerdir. Dolayısıyla ürünlerini kayıt ve tescil ettirmek zorunda kalacaklardır.

9.     Yazılım firmalarının ezici çoğunluğu, etik değerlere önem veren, yasalara saygılı kuruluşlar olmaları dikkate değer bir diğer husustur.

 

·        Getirilecek zorunluklarla birlikte oluşacak olan veritabanı sayesinde yeni bir kayıt/tescil başvurusunda, ürün bilgileri üyelere duyurularak bir itilaf söz konusu ise itiraz/uzlaşma zemini yaratılmış olacaktır. Dolayısıyla telif haklarının korunmasına, dava sayılarının azalmasına katkı sağlayacaktır.

 

Yukarıda sayılan tüm gerekçelere dayanarak kayıt ve tescilin zorunlu olması ile ilgili bir kampanya başlatılmış, sınırlı sayıda aktif üye olmasına rağmen 136 kuruluş imza vererek kampanyayı desteklemiştir. Kampanya metni, 2017.01.26-B-BiYESAM-Raporu.docx dosyasında ve imzacılar, EK-10’da sunulmuştur.

Böyle bir düzenleme;

Yazılım ürünleri üzerinde hak sahibi olan, gerçek ve tüzel kişilerin izni olmadan kullanılmasını, çoğaltılmasını engelleyecektir.

Hak takibini ve hakların kullanımını belirgin ve kullanılabilir hale getirecektir.

Yazılım firmaları arasında telif haklarındaki itilafların çözümünü kolaylaştıracaktır.

Yazılım firmaları ile müşterileri arasındaki itilafların yönetim ve çözümünü kolaylaştıracaktır.

Aynı zamanda ülkemizde, rekabet edebilirlik açısından yazılım üreticileri listesi ve yazılım envanteri oluşturulmasına; uluslararası pazarda milli yazılım endüstrisinin kendini gösterir hale gelmesine; yazılım endüstrisinin kayıtlı ürün ve hizmet ürettiği bir ‘kalite’ standardı yakalamasına da hizmet edecektir.

Yazılım hak sahipliğinden doğan maddi ve manevi kayıpların önüne geçilebilecektir.

Sektör temsilcileri olarak önerimiz;

Yazılım üreticilerinin meslek birliğine kayıt olmalarının, yazılım ürünlerinin ise kayıt ve tescilinin isteğe bağlı olmaktan çıkarılarak, zorunlu hale getirildiği bir yasal düzenlemenin yasa ve yönetmeliklerde yapılmasıdır.